|
İnsanlar ve yaban tavukgiller!
Yaban tavukgillerinden en çok rastlanan türler, bıldırcın, keklik ve sülündür, bunlar ayni zamanda en aranan av türleridir.Aslında bu kuşlardan bizde en çok rastlanan bıldırcındır, geniş jeografik alanlarda yaşar, sadece yaz aylarında burada olur çünkü bu tavukgillerin arasında, sadece odur güneye uçan (göç eden).
Bıldırcın genelde ekili yerlere göç gelir, ekili yerler biçildikten sonra,gündöndü, mısır, tütün, patates gibi, yerlere geçerler.Geliş zamanları nisan ve ya mayıs ayıdır, bu sırada ekili yerler 15- 20 cm yükseklikte olur.Kurak aylarda bıldırcın yüksek otlar arasında ve darı tarlalarında bulunur oralarda yumurtalarını yapar, kuluçkaya yatar ve yavrularını büyütür. Böylelikle kendilerini ve yavrularını besleyip göç için hazırlanırlar. Göç zamanı denizi uçarak geçmeye hazırlanırken, yine ekili alanların yakınlarında mola verirler.
Keklikler de ekili yerleri seçerler ama bu araziler daha dik ve sarptır,çalılıklar ve dere düzlüklerini de tercih ederler.
Büyük Britanyada tespit edilmiştir ki, keklikler ekili yerleri tercih ederler.
Çek Cumhuriyetinde de bu durum aynidir.
Finlandiyada keklik sürülerinin yüzde 40 otluk, anız bölgelerde ve yüzde 20 sini ekili olan alanlarda yaşadığı tespit edilmiştir.
Kuzey Amerikada, tarım için çok yararlı olan kekliği, arazilerin, en az yüzde 60 ekili olan yerlere bırakırlar ve kekliklerde oralarda adapte olmuşlardır.
Sülünler dere kenarlarındaki longozlarda ve sıklık yerlerde yaşarlar, hele ki, bunlar ekili arazilere yakında ise, oraları daha çok tercih ederler.Yuvasını çalılıkların arasına yapar ama bazen de ekili arazilere ve yoncaların içine.Sabah ve akşam yemek arar. Gündüzleri yerdedir, geceleri de ağaç dallarının, genelde yatay olanların üstünde geçirir.
Yaban tavukları için en büyük tehlike ilk baharda ürünleri (yonca, salaş mısırı bs.) toplarken yapılan, biçmek işlemidir.İlkbaharda hasat toplama sezonu,tam yumurtlama ve kuluçka dönemine denk gelir.Hasat biraz geç toplansa dahi, küçük yavrular henüz kaçamazlar, ayni zamanda bu ekili yoncalar nem tuttuğu için böcek ve larvalar oralarda daha çok bulunur, oysa ki, biçince hem yavruların çoğu yok olur, hem de yiyecekler azalır ki, bunlar yavruların temel besinidir.Bu sıralarda yavrular ufak ufak uçmaya başlamışlardır ve tehlike önünde sinerler, böylelikle biçer döverlerin kurbamı olurlar, hele ki biçme işlemi dıştan içe doğru yapılırsa, o zaman daha da kötü olur..
Fare gibi kemirgenler için kullanılan (çinko fosfid) içerikli zehirler, bu zehirler günümüzde de halen kullanılıyor, tavukgiller için zararları hiç de küçümsenecek boyutta değil. Zehirli buğday taneleri kuşlar için çok cazip gelir. Haşerelerle savaş için kullanılan zehirler de bu kuşları etkiliyor, çünkü yavrular bunlarla beslenirler, bu ilaçlamalar sonucunda bölgeler böceksiz kalır bu da yavruların aç kalması demektir.
Tavukgiller için, tehlikelerden birisi de suni gübrelerdir, çünkü yediklerini kursaklarında hazmetmek için (taşlık) küçük taşlar yemek zorundadırlar (gastrolitler), böylelikle küçük suni gübre taneciklerini taş diye yutarlar.Bu tavukgillerde böyle durumlar için savunma sistemleri yoktur ve zehirlenip ölürler.Mesela bir kargada böyle bir savunma sistemi vardır, ve bu zehirleri yediğinde bütün kursağındakini dışarı atar.Bu kusma kabiliyeti bazı kuşlarda (ağızdan tat alamadıkları için) zehirli bir besin yediklerinde geç olmadan onu kursağından atabilmeleri içn gelişmiştir.Yaban tavukgillerde böyle bir kabiliyet olmadığı için, meralarda keklik, sülün, görmek isteyenler,bıldırcının sesini duymak isteyenler, bu ilaçlama esnasında kesin kimyevi maddelerin kullanma talimatlarına uymaları gerekir.Bu talimatlar Akademik düzeyde araştırılmış olup kuşların yaşamlarını tehlikeye atmayacak şekildedir.
Yukarda yazdıklarımız hariç, tarım da her işlemin artık makinelerle yapılması bunlardan - sürme,biçme işlemleri çok hızlı bir şekilde gelişir bu da tavukgiller için bir dezavantajdır, yavrularına besin bulmakta zorlanırlar.Hele ki, anız yakmalar, onlar için tam bir felakettir, hem o yöreden kaçmak zorunda kalırlar, bazıları telef olur, ayni zamanda saklanacak yerleri de kalmaz.
Yaban tavukgillerin sayısında azalmalar, insanlar için de çok yönlü bir dezavantajdır.Hakikaten onların yararları tam anlamıyla değerlendirilmiş değil, çünkü, yaz aylarında bu kuşlar genelde böceklerle (bunlardan çoğu zararlı) beslenirler ve üstelik onların olduğu yerlerde başka bu işi yapacak kuşlar yoktur.
Ekin biti ve ekin kurdu yaz aylarında ekin başaklarından yerlere iner ve bu kuşlar toprağı eşerek onları bulur, böylelikle kış aylarında yerde kalmalarını ve diğer sene mahsule zarar vermelerini önlerler.Bu kuşlar zararlı yabani otların yok olmasında da faydaları var çünkü, onların tohumlarıyla beslenirler.
Macaristanda bir araştırmaya göre bir bölgede sülün ve keklik sayısı 1/3 artırılırsa yabani otlar için kullanılan kimyevi madde giderleri dört kat daha azalacaktır.
Yaban tavukgillerin yaşam şartlarını kolaylaştılacak reel yapılacak işlemler vardır.
- İlk baharda çayırları ve yoncaları biçerken yavrular telef olmamaları için, tarlaların kenarından değil de, biçme işlemini tarlanın ortasından başlamalı.
- Biçerdöverler ve ot biçme makinaları kuşları ürkütecek ses çıkartan aletlerle donatılmalı.
- Kemirgenlerle savaşta, kuşlara zarar vermeyecek zehirler kullanmalı.
- Suni gübrelerin kuşlara zararlarını azaltmak için atıldıktan hemen sonra tarla sürülmeli ve ya yağmur öncesi atılmalı.Hiçbir şekilde açıkta muhafaza edilmemeli ve taşıma esnasında yol boylarına suni gübre dökülmemeli.
- Kış aylarında keklik ve sülünler için, besleme alanları (sundurmalar) yapılmalı.
- Buralarda beslenirler ve diğer yırtıcı kuşlardan ve yırtıcı hayvanlarından korunurlar.Bu sundurmaların altına toz toprak dökülmeli ki, orada toz banyosu yapabilsinler, küçük taşlar(çakıllar) konmalı ki, onlara da ihtiyaçları var.
- Sayılarını dengede tutabilmek için çiftliklerde yetiştirilip keklik ve sülün de bölgelere bırakılır ama ondan önce bölge temizlenir - tilki, yaban kedisi ve sansarlardan- .Aslında yırtıcıların dengede tutulması, insanoğlu için bu çok değerli kuşların yaban populasyonu artırılabilir.
Kaynak.sp. Lovıt
Çeviri:İ.Efendioğlu
|